Bir fotoğrafın hatırlattığı hikaye;


                                                                                                   

  Biraz peynir, biraz zeytin, iki domates, iki yumurta, biraz börek ayran, piknik sepetimin ürünleri. Tabağım, bardağım, kaşık-çatalım, su şişesi ve piknik sepetimin üzerine örttüğüm kırmızı-beyaz kareli örtüm, piknik sepetimin zimmetli malları.

  Arkadaşım her yaz tatilinde anneannesinde kalırdı. Anneannesiyle biz aynı mahallede oturuyorduk, ama anneannesinin sokağı bizim sokaktan oldukça uzaktaydı. Evlerin azaldığı, bol ağaçlı ve çimenli bölge vardı. Orada arkadaşımla beraber piknik yapardık. İkimizde getirdiklerimizi bir birimizle paylaşırdık. Yarısı arkadaşıma yarısı bana...

  Her yıl yaklaşık üç ay boyu sürekli piknik yaptığımız için, bu aktivitemizi bir programa bağlamıştık. Şöyle ki; iki gün üst üste pikniğe gidilmezdi. Bir gün arkadaşımla pikniğe gidiyorsam, ertesi gün sokaktaki arkadaşlarımla oynamalıydım. Eğer pikniğe pazartesi gidiyorsak, çarşamba-cuma, eğer salı gidiyorsak, perşembe-cumartesi giderdik. Pazar günü pikniğe gidilmezdi, ikimiz de pazarı ailelerimizle geçirirdik. Pikniğe sabah çıkıyorsak, 10:30'da, öğleden sonra çıkıyorsak, 14:30'da giderdik.

  Bizim sokağı çıkınca iki katlı etrafı kırmızı güllerle çevrili beyaz bir ev vardı. Kapıları da büyük ve beyazdı. Evinin merdivenlerinde oynayan çocukları sevmese de, kızıp kovduğunu da hiç görmediğim, orta yaşlarda bir teyzenin girip çıktığı fakat tam olarak kimlerin oturduğunu bilmediğim o evin önü buluşma yerimizdi. Her sene sayısızca o piknik programlarımızda bir kere bile ne ben arkadaşımı beklettim ne de arkadaşım beni bekletti. Aynı anda gelir, sevinçle sarıldıktan sonra hiç duraklamadan yolumuza devam ederdik. Annelerimizin başımıza bir şey gelir ya da evimize dönemeyiz diye bir endişeleri yoktu. Her yerde hava gibi, güneş gibi, emniyette vardı.

  Piknikte çok mutlu anlar geçirirdim, bitmesini istemediğim anlar.. Getirdiklerimizi güzelce dizayn eder, hem yer hem konuşurduk. Sonrada uslu-uslu eşyalarımızı toplar, yerimizde değil bir çöp, bir toz dahi bırakmadan ve geç kalmadan evimize döner, mutlu temennilerle bir birimizden ayrılırdık.

  Farklı kültürlere sahip ailelerin çocukları idik. Ama bu çocukluk arkadaşlığımıza engel değildi. Arkadaşım; Anne-Babasının evlerinde sürekli davetler verdiklerinden, çeşitli içki isimlerinden bahsederdi. Ben de bizim evimize çok misafir geldiğini, o zaman çayı iki ayrı demlikle demlediğimizi, Annemin kompostolarını herkesin çok beğendiğini anlatırdım. O bana Annesinin makyaj malzemelerinden, rujlarının renklerinden bahsederdi. Ben de Annemin her kıyafetine uygun örtüsünün olduğunu, renk ve desenlerini anlatırdım. Bir birimizin anlattıklarına şaşırmaz, kınamazdık. Tuhaf da gelmezdi. Ben onu ilgi ve hayranlıkla dinler, O beni ilgi ve hayranlıkla dinler; "Ne güzel" derdi. Büyük adamlar gibi olgunlukla sohbet ederdik. Ne ben O'na "saçma" der, ya da akıl verirdim. Ne O bana; "saçma" der akıl verirdi. Hayatımın sonraki dönemlerinde bu olgunluğumu hiç bir zaman yakalayamadım...

  Arkadaşım sakin bir çocuktu. Yaramaz ve mızıkçı değildi. Çok terbiyeli ve derslerinde çok başarılı idi. Bir birimizle çok iyi anlaşıyor, aynı şeyleri düşünüyorduk. Hiç kavga etmiyorduk.

  Yaz tatillerimizi böyle mutlu geçirirken, bizler lise yıllarına doğru büyümeye başlamıştık. Ben kendimi havalı buldum, O'nu beğenmez oldum. O kendini havalı buldu, beni beğenmez oldu. Çocukluğumuzdaki saf masum menfaatsiz arkadaşlığımız bize basit ve değersiz geldi. Artık başka çevrelerden başka arkadaşlar edinmeye başlamıştık.

  Tekrar yaz tatili gelmişti. Ama ben artık onunla pikniğe gitmek istemiyordum. Sıkıcıydı, bana tepeden bakıyordu. Koleje gidiyor olması bana ukalalık yapmasını gerektirmezdi. Hem yeni tanıştığım arkadaşlarım kafelere gidiyordu. Biz çimenlere gidip piknik mi yapacaktık?! Ev sahibi olduğum için sorumluluk duygusundan mıdır bilmiyorum, yine piknik sepetimi hazırlayıp istemeye-istemeye buluşma noktamıza doğru yola çıkmıştım. Arkadaşıma bir daha pikniğe gelmeyeceğimi nasıl söylerim diye düşünürken, kendimi beyaz evin beyaz kapıları önünde bulmuştum. Uzun süre beklemiştim. Arkadaşım gelmemişti.  Biz arkadaşımla anlaşıyoruz, aynı şeyleri düşünüyoruz dedim ya, Arkadaşım beni zorda bırakmadan cevap vermişti bana, hiç gelmeyerek... O zaman arkadaşlığımızın bittiğini anladım ve bir dönemin; çocukluk dönemimizin bittiğini...

  Birden bana hüzün çökmüş içim sıkılmıştı...Sanki güneş batmış, akşam olmuş gibiydi. Koşarak evin yolunu tutmuştum. O piknik sepeti ne ağırdı öyle, nasıl taşımıştım senelerce... Kimse görsün istememiştim ve hızla eve girip mutfağın balkonuna piknik sepetimi fırlatmıştım. Darbenin etkisiyle su şişesi kırılmış, piknik sepetimdeki her şey ıslanmıştı ve su dışarıya akmaya başlamıştı. Bu kırılan şişeden akan su değildi, Piknik sepetimin, biten arkadaşlığımıza döktüğü gözyaşları idi.. 8 senedir arkadaşlığımıza emeği geçmişti. Konuştuklarımızı işitmiş, sırlarımızı saklamıştı. Ona böyle davranmaya hakkım yoktu. Sonra onu Annem ne yaptı bilmiyorum. Koruyamadığım için sormaya da yüzüm tutmuyor...

  Arkadaşımı bir daha hiç görmedim. Biz de o mahalleden taşındık. Çok sene sonra eski komşularımızdan birisi ile karşılaştım. Arkadaşımın çok ağır bir hastalık geçirdiğini öğrendim. Fakat fazla bilgi alamadım. İyileşip iyileşmediğini de bilmiyorum...

  Canım Arkadaşım;
Ben de ağır bir hastalık geçirdim. Yoksa biz piknik malzemelerimizi paylaşırken, hastalıklarımızı da mı paylaştık. Yarısı sana yarısı bana.. Yanımda olsaydın ilaçlarımı da paylaşırdım seninle, yarısı sana yarısı bana...

  Bunu duyduğumda çok ama çok ağladım. Hem Arkadaşım için hem kendim için. Sen ağlama arkadaşım, ben senin yerine de ağladım. "Olmaz, paylaşmamız lazım" diyorsan yine; o zaman sen de gül, hem kendin için gül, hem benim için gül.

  Biz büyüdükçe çocukluğumuza ve piknik günlerimize olan özlem de büyüyecek bir dağ olacaktır. Ve o dağ aramızda kalacak bizi kavuşturmayacaktır...



Fotoğrafın sahibi Raif.
Bana bu fotoğrafı verdiği için bir kere daha teşekkür ediyorum.

                              

                                                                                                                                                                                                           31 Ağustos 2015 / 11:25



28 yorum:

  1. Gerçekten daha da büyüyor canım! Ama sen genç olmanın tadını çıkar daha! Eline sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Petek Öğretmenim, sizden öğrendiğim bir konu da buydu zaten. Teşekkür ederim.

      Sil
  2. Ahh Zeynep'im... Keşke hep çocuk kalabilsek, hadi çocuk kalamadık bari o saf duyguların bir kısmını bari koruyabilsek:(
    Siz ikiniz de iyi olun, gönderin tüm kederleri bana, taşım ben onları seve seve sizin için...
    Abla olmak bunu gerektirir çünkü...
    Seviyorum seni çookkkk...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama sen ne güzel yazmışsın..
      Şu yorumu dönüp dolaşıp kaç defa okudum bilmiyorum..
      Sana keder gönderir miyim hiç, sen kederlenme diye gece gündüz sana dua ederken..
      Beni seven bir Ablanın olduğunu bilmek ne büyük lüks ve şans bir bilsen. Teşekkür ederiim..

      Sil
  3. Ahh Zeynep'im... Keşke hep çocuk kalabilsek, hadi çocuk kalamadık bari o saf duyguların bir kısmını bari koruyabilsek:(
    Siz ikiniz de iyi olun, gönderin tüm kederleri bana, taşım ben onları seve seve sizin için...
    Abla olmak bunu gerektirir çünkü...
    Seviyorum seni çookkkk...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama sen ne güzel yazmışsın..
      Şu yorumu dönüp dolaşıp kaç defa okudum bilmiyorum..
      Sana keder gönderir miyim hiç, sen kederlenme diye gece gündüz sana dua ederken..
      Beni seven bir Ablanın olduğunu bilmek ne büyük lüks ve şans bir bilsen. Teşekkür ederiim..

      Sil
  4. Çok hüzünlendim okurken..o kadar çok ortak şey de buldum ki..sahi ne ara bu kadar geçimsiz bir ülkeye döndük?sanırım her şey çocukluğumuzu,hoşgörümüzü en önemlisi vefa duygumuzu ardımızda bıraktığımızda başladı

    Agzına saglık zeynep umarım arkadaşın iyidir umarım tüm çocukluk dostlarımız bir yerlerde huzurla yaşamına devam ediyodur!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ortak duygular ortak noktalar değil mi zaten bizi birleştiren.Çok haklısın ben de aynı şeyi düşünüyorum..
      Çok teşekkür ederim dreamer, umarım öyledir, öyle olsunlar..

      Sil
  5. Çok hüzünlendim okurken..o kadar çok ortak şey de buldum ki..sahi ne ara bu kadar geçimsiz bir ülkeye döndük?sanırım her şey çocukluğumuzu,hoşgörümüzü en önemlisi vefa duygumuzu ardımızda bıraktığımızda başladı

    Agzına saglık zeynep umarım arkadaşın iyidir umarım tüm çocukluk dostlarımız bir yerlerde huzurla yaşamına devam ediyodur!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ortak duygular ortak noktalar değil mi zaten bizi birleştiren.Çok haklısın ben de aynı şeyi düşünüyorum..
      Çok teşekkür ederim dreamer, umarım öyledir, öyle olsunlar..

      Sil
  6. Merhaba Zeynep Hanım.
    Ben sizi instagramdan takip ediyorum büyük bir ilgi ile. Yazdığınız cümleleri çok beğeniyorum. Kendinize ait bir alanınız olduğunu yeni fark ettim. İyi ki fark etmişim, buraya yazdığınız tüm yazılar gibi bu son yazınız da muhteşem. Bir kitaptan alınmış bölüm gibi yazı. Ben edebiyat öğretmeniyim ve cümle kuruşlarınız tamamen kusursuz mükemmel. Daha çok yazmanızı ve yazdıklarınızı bir kitap halinde toplamanızı öneririm.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hasan Bey çok teşekkür ederim.
      Yazdıklarınız benim için o kadar değerli ki..
      Ne diyeceğimi nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum.

      Sil
  7. Merhaba Zeynep Hanım.
    Ben sizi instagramdan takip ediyorum büyük bir ilgi ile. Yazdığınız cümleleri çok beğeniyorum. Kendinize ait bir alanınız olduğunu yeni fark ettim. İyi ki fark etmişim, buraya yazdığınız tüm yazılar gibi bu son yazınız da muhteşem. Bir kitaptan alınmış bölüm gibi yazı. Ben edebiyat öğretmeniyim ve cümle kuruşlarınız tamamen kusursuz mükemmel. Daha çok yazmanızı ve yazdıklarınızı bir kitap halinde toplamanızı öneririm.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hasan Bey çok teşekkür ederim.
      Yazdıklarınız benim için o kadar değerli ki..
      Ne diyeceğimi nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum.

      Sil
  8. :( Zeynep, nasıl olur da içinde hiç kin olmaz.. yıllarınızı verdiğiniz arkadaşlığınızı silip atmış arkadaşın ve sen ona hastalığını bana ver arkadaşım diyorsun :( demek ki çok sevmişsin.. hastalık sadece yaşlılarda olur bilirdim eskiden, ama şimdi kundaktaki bebekten genç nesillere kadar indi türlü türlü hastalıklar.. Allahım şifanızı versin..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merve bu güzel yorumun için teşekkür ederim :)
      Kin olmuyor benim içimde pek, çok seviyorum ve çok kırılıyorum hayat boyu o kadar :)
      Allah kimseyi hastalıklarla imtihan etmesin.

      Sil
    2. Merve bu güzel yorumun için teşekkür ederim :)
      Kin olmuyor benim içimde pek, çok seviyorum ve çok kırılıyorum hayat boyu o kadar :)
      Allah kimseyi hastalıklarla imtihan etmesin.

      Sil
  9. Ne söylesem, ne yazsam gerçekten bilmiyorum. O evi gördüğüm an aklıma sen gelmiştin. Eve gidince hemen göndereceğim diye sevinerek çekmiştim. Böyle bir anıyla bütünleşeceğini bilmeden tabi. Dünya ne kadar da sihirli bir yer! Ve sen ne kadar güzel bir insansın!

    Her zaman söylediğim gibi, o fotoğraf benim değil, senin :) Sen olmasan o da olmayacaktı.

    YanıtlaSil
  10. Ne söylesem, ne yazsam gerçekten bilmiyorum. O evi gördüğüm an aklıma sen gelmiştin. Eve gidince hemen göndereceğim diye sevinerek çekmiştim. Böyle bir anıyla bütünleşeceğini bilmeden tabi. Dünya ne kadar da sihirli bir yer! Ve sen ne kadar güzel bir insansın!

    Her zaman söylediğim gibi, o fotoğraf benim değil, senin :) Sen olmasan o da olmayacaktı.

    YanıtlaSil
  11. ne güzel foto ama hikaye daha güzel :)

    YanıtlaSil
  12. Biz büyüdük, kirlendi dünya. Aslında dünyanın kirinden uzak durmak insanın kendi elinde. Sadece affetmek ve anı sandığının en altına saklamak. Çok etkilendim öykünden. Gönlüne, yüreğine sağlık.

    YanıtlaSil
  13. Ne güzel bir anı! Evet, yüreğe dokunan, keşke olmasaydı dedirten bölümleri de var ama yaşam böyle bir şey işte. Yine de hayatın her evresinde paylaşmak, dostluk, arkadaşlık paha biçilmez değerler. Zamanla kim bilir hangi nedenlerle yıpranıp aşınsa bile.. Kalan güzel bir şeyler oluyor. Sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzun zamandır bloğuma uğramamıştım, sizin sayenizde sayfamı açmış oldum.
      Ne güzel yazmışsınız, çok teşekkür ederim..

      Sil
    2. Uzun zamandır bloğuma uğramamıştım, sizin sayenizde sayfamı açmış oldum.
      Ne güzel yazmışsınız, çok teşekkür ederim..

      Sil
  14. ''Hayatımın sonraki dönemlerinde bu olgunluğumu hiç bir zaman yakalayamadım...'' bu cümleye takıldım kaldım. Ah Zeynep'im ne güzel anlatmışsın, çok yazık olmuş bu arkadaşlığın böyle bitmesi hatta bitmesi. Ama güzel olan tarafı bu günleri düşününce, öyle güzel bir arkadaşlığı yaşadığın için bile şükretmeli hayata. Arkadaşın da, sen de çok çok iyi olun. Sevgiler ♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevda, yorumun sayesinde tekrar bir bloğum olduğunu hatırladım hatta yazmayı özledim.
      Ne güzel şeyler yazmışsın, teşekkür ederim..

      Sil
  15. ''Hayatımın sonraki dönemlerinde bu olgunluğumu hiç bir zaman yakalayamadım...'' bu cümleye takıldım kaldım. Ah Zeynep'im ne güzel anlatmışsın, çok yazık olmuş bu arkadaşlığın böyle bitmesi hatta bitmesi. Ama güzel olan tarafı bu günleri düşününce, öyle güzel bir arkadaşlığı yaşadığın için bile şükretmeli hayata. Arkadaşın da, sen de çok çok iyi olun. Sevgiler ♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevda, yorumun sayesinde tekrar bir bloğum olduğunu hatırladım hatta yazmayı özledim.
      Ne güzel şeyler yazmışsın, teşekkür ederim..

      Sil